Yokuş başına gelince Bodrum ’u göreceksin Sanma ki sen geldiğin gibi döneceksin Senden öncekiler de böyle idiler, Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler.
Cevat Şakir Kabaağaçlı
Halikarnas Balıkçısı

eXTReMe Tracker

Ana Sayfa arrow Bodrum arrow Tanıtım 
HEPSI |0-9 |A |B |C |D |E |F |G |H |I |J |K |L |M |N |O |P |Q |R |S |T |U |V |W |X |Y |Z

Dizin Bodrum Tanıtım

Bodrum : Bodrum, Tanıtım, Bodrum Milas Hava Limanı Bodrum Milas Hava Limanı, Akyarlar, Bodrum


Zeki Müren
Yazı Index
Zeki Müren
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Sayfa 7
Sayfa 8
Sayfa 9
Sayfa 10
Sayfa 11
Sayfa 12
Sayfa 13
Sayfa 14
Sayfa 15
Sayfa 16
Sayfa 17
Sayfa 18
Sayfa 19
Sayfa 20
Sayfa 21
Sayfa 22
Sayfa 23
Sayfa 24
Sayfa 25
Sayfa 26
Sayfa 27
Sayfa 28
Sayfa 29
Sayfa 30
Sayfa 31
Sayfa 32

Rating 4.0/5 (3 votes)


Etrafimda çizdigim çember içinde yapayalnizim. Düsünüyorum hep.. Fotograflarin, gazete, dergi küpürlerinin hayati mi olur sanki. Geçmisin manasiz artiklari.. Fakat çürüyüp solmazlar, kaybolmazlar da korolasicalar. Ben o sararmis, solmus kupürleri hiç biriktirmedim. Ozene bezene kesip, cicili bicili albümlere yapistirmadim onlari.


Halbuki zaman ne kadar da çabuk akip gidiyor. Kesip yapistirsaydim o fotograflari, o küpürleri albümlerime. Ne güzel olurdu kim bilir. Belki canim sikildikça bir sigara dumani deryasinda seyrederdim onlari.. ilk sahneye çiktigim gün, mikrofonla tanistigim an, ilk defa kamera karsisina geçisim, ilk altin plagimi alisim. Beynimin içi yumak yumak.. Hepsini tek tek çozmeye çalisiyorum.. Kusadasi'nda azrailin boynuma sarilisi, sonra Houston'a kadar uzanan, gozyasiyla, kahirla islanan yollar.. Su an bile yatip kalkip dua ettigim insanlar var hayatimda. Minnet borçluyum onlara. Bir bakima kaderimi degistiren, alinyazimi vicdanlanna emanet ettigim iyi yüreklilerdir onlar.

Oyle güzel anlattilar ki, her satiri, her kelimesi beynime çakildi.. Anacigimin dilinden ballar akarken, o dogum sabahini, o ezan seslerini sanki yeniden dinledim, yasadim.. Dinlerken çok heyecanlanmistlm. Anlatirken ayni heyecani sizlere yasatabilecegim mi, bilemiyorum. Bursall Zeki'nin, Zeki Müren olusunu anlatacagim sizlere. Onun için bölük porçük anilar zincirinin halkalarini koparmamaliyim. Sizleri 63 yil öncesinin Bursa'sina gotürecegim. Benimle gelir misiniz? Iki katli cumball evlerin birbirine yapistigi, Tophane Mahallesi'ndeki Ortapazar Caddesine, 30 numarali evimize gidelim en iyisi.. 6 Aralik 1931. Uludag eteklerine ikinci kar çoktan düsmüs. Bursa, sifirin altindaki gecelerinden birini yasiyor. Ebem Rukiye Hanim, babamin, avucunun içine sikistirdigi attin lirayi sikarken, etrafa gülücükler, mutluluklar dagitmis: "Göbegini uzun kesiyorum. Bu çocugun sesi güzel olacak. insallah dedesine çeker." Dedem Haci Mehmet Efendi, göbegim kesildikten sonra o güzel sesiyle minicik kulaklarima ilk ninniyi söylemis: "Oglan oglan boynuma dolan.. Kolum sana yastik, saçlarim yorgan.." Sabah ezani okunurken, saat 5'te dünyaya gelmisim. Rahmetli babaannem, "insallah basarili ve çok zeki bir socuk olsun" diyerek adimi Zeki koymus. Ortapazar Caddesi'nde oturanlar, o sabah ebemin sevinç çigliklarina kosmuslar.. Kereste tüccari babam, deli divane olmus kundagimi görünce.. Yesil gozlü, kirmizi yanakli ninem, babama sanlip aglamaya baslamis. "Zeki koydum bu güzelter güzelinin adini" diyerek. Rahmetli babacigim sanki 9 ay beyninde ezberlemisçesine, egilmis kulagima, üç defa seslenmis: "Zekiiii" Güzel sesli dedem Mehmet Efendi çok ünlü bir hafizdi.. Her gün bes namaz vaktinden once Sahadet Camii'ne gider, ezan okurdu. 0 ezan okurken, herkes sokaklara dokülür, tüyleri ürpererek dinlerdi onu. Ne çabuk da geçti günler.. Evimin ve mahallenin Zeki'siydim artik. El bebek, gül bebek. Ahsap cumbali iki evimiz yan yanaydi. Birini kiraya veriyor, birinde de oturuyorduk. Babamla birlikte iki dedem de kereste tüccariydilar. lnsaat isi yapiyorlardi. Rabam Kaya Müren, Bursa'nin en iyi giyinen erkegiydi. Yaz-kis demeden, olünceye kadar o takim elbisesini ve kravatini hiç çikarmadi.

Olaylar, komsular, çocuklar, arkadaslar.. Herkes simdi bile o kadar net gözlerimin onünde ki, anlatamam. O zamanki komsuluk, simdiki akrabaliklardan çok daha güzeldi. Evden eve, ara kapilar vardi. Herkesin bahçesi birbirine açilirdi. Bizim bahçemizde iki güzel havuz vardi. Babaannem bu havuzlarin etrafina sardunya çiçeklerini dizerdi. Benim ilk sahnem, o sardunyali havuzlar oldu. Sandalyeyi havuzun basina minicik ellerimle taslr, üstüne çikar, mahalleliyi basima toplardim. Üç yasindaydim ve gevrek gevrek sesimle, o zamanin sarkilarini artik eksiksiz okumaya baslamistim. "Kalplere vur bir zimba, rumba da rumba rumba..." Sonra bir sarki daha havuzun sularini titretirdi: "Indim havuz basina, bir kiz çikti karsima.. Sevda nedir bilmezdim, o getirdi basima.." Bir de müthis meraklarim vardi. Defter kapaklari siyahti o zaman.. O defter kapaklarina tabaklar koyup, yuvarlaklar çizerdim. Sonra onlarin üzerine, elisi kagitlarindan yine yuvarlak yuvarlak plak gobekleri kesip yapistirirdim.


 
< Önceki   Sonraki >